Kur'an-ı Kerim

Örneğin: Namaz, Oruç, Zekat gibi ...

Bismillahirrahmanirrahim

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle

Kur'an-ı Kerim'den 6236 Ayet Bulundu
Bismillahirrahmanirrahim
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
El hamdü lillahi rabbil alemin
Hamd o âlemlerin Rabbi,
Er rahmanir rahiym
O Rahmân ve Rahim,
Maliki yevmid din
O, din gününün maliki Allah'ın.
İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn
Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!).
İhdinas siratal müstekiym
Hidayet eyle bizi doğru yola,
Siratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin
O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.
Elif lam mim
(Elif, Lâm, Mîm.)
Zalikel kitabü la raybe fih, hüdel lil müttekiyn
İşte o kitap, bunda şüphe yok, müttakiler (kötülükten korunacaklar) için hidayettir.
Ellezine yü'minune bil ğaybi ve yükiymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun
Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.
Velelzine yü'minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik, ve bil ahirati hüm yukinun
Ve onlar ki hem sana indirilene iman ederler, hem senden önce indirilene. Ahirete de bunlar kesinlikle iman ederler.
Ülaike ala hüdem mir rabbihim ve ülaike hümül müflihun
Bunlar, işte Rabblerinden bir hidayet üzerindedirler ve bunlar işte felaha erenlerdir.
İnnellezine keferu sevaün aleyhim e enzertehüm em lem tünzirhüm la yü'minun
Şu muhakkak ki inkâr edenleri uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Onlar inanmazlar.
Hatemallahü ala kulubihim ve ala sem'ihim, ve ala ebsarihim ğaşaveh, ve lehüm azabün aziym
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır. Ve büyük azab onlaradır.
Ve minen nasi mey yekulü amenna billahi ve bil yevmil ahiri ve ma hüm bi mü'minin
İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık." derler.
Yühadiunellahe vellezine amenu, ve ma yahdeune illa enfüsehüm ve ma yeş'urun
Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.
Fi kulubihim meradun fe zadehümüllahü merada, ve lehüm azabün elimüm bi ma kanu yekzibun
Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır.
Ve iza kiyle lehüm la tüfsidu fil erdi kalu innema nahnü muslihun
Hem onlara: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın." denildiğinde: "Biz ancak ıslah edicileriz." derler.
Ela innehüm hümül müfsidune ve lakil la leş'urun
İyi bilin ki, onlar ortalığı bozanların ta kendileridir, fakat anlamazlar.
Ve iza kiyle lehüm aminu kema amenen nasü kalu e nü'minü kema amenes süfeha', ela innehüm hümüs süfehaü ve lakil la ya'lemun
Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.
Ve iza lekullezine amenu kalu amenna, ve iza halev ila şeyatiynihim kalu inna meaküm innema nahnü müstehziun
Onlar iman edenlere rastladıkları zaman: "İnandık" derler. Fakat şeytanlarıyle yalnız kaldıkları zaman: "Biz, sizinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz." derler.
Allahü yestehziü bihim ve yemüddühüm fi tuğyanihim ya'mehun
(Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde serserice dolaşmalarına mühlet verir.
Ülaikellezineşteravüd dalalete bil hüda, fe ma rabihat ticaratühüm ve ma kanu mühtedin
İşte onlar o kimselerdir ki, hidayet karşılığında sapıklığı satın aldılar da, ticaretleri kâr etmedi, doğru yolu da bulamadılar.
Meselühüm ke meselillezistevkade nara, fe lemma edaet ma havlehu zehebellahü bi nurihim ve terakehüm fi zulümatil la yübsirun
Onların durumu, bir ateş yakanın durumu gibidir. (Ateş) çevresini aydınlatır aydınlatmaz Allah onların (gözlerinin) nurlarını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı, artık görmezler.
Summüm bükmün umyün fe hüm la yarciun
(Onlar) sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Ev ke seyyibim mines semai fihi zulümatüv ve ra'düv ve bark, yec'alune esabiahüm fi azanihim mines savaiki hazeral mevt, vallahü mühiytum bil kafirin
Yahut (onların durumu), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek(ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuşun hali) gibidir. Yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, inkârcıları tamamen kuşatmıştır.
Yekadül berku yahtafü ebsarahüm, küllema edae lehüm meşev fihi ve iza azleme aleyhim kamu, ve lev şaellahü le zehebe bi sem'ihim ve ebsarihim, innellahe ala külli şey'in kadiyr
O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek. Önlerini aydınlattımı ışığında yürürler, karanlık üzerlerine çöktümü de dikilip kalırlar. Allah dilemiş olsaydı işitmelerini, görmelerini de alıverirdi. Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.
Ya eyyühen nasu'büdu rabbekümüllezi halekaküm vellezine min kabliküm lealleküm tettekun
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki (Allah'ın) azabından korunasınız.
Ellezi ceale lekümül erda firaşev ves semae binaa, ve enzele mines semai maen fe ahrece bihi mines semerati rizkal leküm, fe la tec'alu lillahi endadev ve entüm ta'lemun
O (Rabb) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile, Allah'a eşler koşmayın.
Ve in küntüm fi raybim mimma nezzelna ala abdina fe'tu bi suratim mim mislih, ved'u şühedaeküm min dunillahi in küntüm sadikiyn
Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sûre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz.
Fe illem tef'alu ve len tef'alu fettekun naralleti vekudühen nasü vel hicarah, üiddet lil kafirin
Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.
Ve beşşirillezine amenu ve amilus salihati enne lehüm cennatin tecri min tahtihel enhar, küllema ruziku minha min semeratir rizkan kalu hazellezi rüzikna min kablü ve ütu bihi müteşabiha, ve lehüm fiha ezvacüm mütahheratüv ve hüm fiha halidun
İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıklarında: "Bu daha önce de rızıklandığımız şeydir" derler ve o rızık birbirinin benzeri olmak üzere, kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem onlar orada ebedî kalacaklar.
İnnellahe la yestahyi ey yadribe meselem ma beudaten fe ma fevkaha, fe emmellezine amenu fe ya'lemune ennehül hakku mir rabbihim, ve emmellezine keferu fe yekulune maza eradellahü bi haza mesela, yüdillü bihi kesirav ve yehdi bihi kesira, ve ma yüdillü bihi illel fasikiyn
Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar: "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtır.
Ellezine yenkudune ahdellahi mim ba'di misakih, ve yaktaune ma emerallahü bihi ey yusale ve yüfsidune fil ard, ülaike hümül hasirun
Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar. Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.
Keyfe tekfürune billahi ve küntüm emvaten fe ahyaküm, sümme yümitüküm sümme yuhyiküm sümme ileyhi türceun
Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.
Hüvellezi haleka leküm ma fil erdi cemian sümmesteva iles semai fe sevvahünne seb'a semavat, ve hüve bi külli şey'in alim
O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.
Ve iz kale rabbüke lil melaiketi inni cailün fil erdi halifeh, kalu e tec'alü fiha mey yüfsidü fiha ve yesfiküd dima', ve nahnü nüsebbihu bi hamdike ve nükaddisü lek, kale inni a'lemü ma la ta'lemun
Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.
Ve alleme ademel esmae külleha sümme aradahüm alel melaiketi fe kale embiuni bi esmai haülai in küntüm sadikiyn
Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dedi.
Kalu sübhaneke la ilme lena illa ma alemtena, inneke entel alimül hakim
Dediler ki: "Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin".
Kale ya ademü embi'hüm bi esmaihim, felemma embeehüm bi esmaihim kale e lem ekul leküm inni a'lemü ğaybes semavati vel erdi ve a'lemü ma tübdune ve ma küntüm tektümun
(Allah): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim" dememiş miydim?" dedi.
Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblis, eba vestekbera ve kane minel kafirin
Ve o zaman meleklere: "Âdem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.
Ve kulna ya ademüskün ente ve zevcükel cennete ve küla minha rağaden haysü şi'tüma, ve la takraba hazihiş şecerate fe tekuna minez zalimin
Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Fe ezellehümeş şeytanü anha fe ahracehüma mimma kana fih, ve kulnehbitu ba'duküm li ba'din adüvv, ve leküm fil erdi müstekarruv ve metaun ila hiyn
Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik.
Fe telekka ademü mir rabbihi kelimatin fe tabe aleyh, innehu hüvet tevvabür rahiym
Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.
Kulnehbitu minha cemia, fe imma ye'tiyenneküm minni hüden fe men tebia hüdaye fe la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ülaike ashabün nar, hüm fiha halidun
İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır.
Ya beni israilezküru ni'metiyelleti en'amtü aleyküm ve evfu bi ahdi ufi biahdiküm ve iyyaye ferhebun
Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki, ben de size verdiğim sözü tutayım ve sadece benden korkun!
Ve aminu bi ma enzeltü müsaddikal li ma meaküm ve la tekunu evvele kafirim bih, ve la teşteru bi ayati semenen kalilev ve iyaye fettekun
Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkun.
Ve la telbisül hakka bil batili ve tektümül hakka ve entüm ta'lemun
Hakk'ı batıla karıştırıp da, bile bile hakkı gizlemeyin.
Ve ekiymüs salate ve atüz zekate verkeu mear rakiiyn
Hem namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.
E te'mürunen nase bil birri ve tensevne enfüseküm ve entüm tetlunel kitab, e fe la ta'kilun
İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?
Vesteiynu bis sabri ves salah, ve inneha le keiratün illa alel haşiiyn
Bir de sabırla, namazla yardım isteyin. Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.
Ellezine yezunnune ennehüm mülaku rabbihim ve ennehüm ileyhi raciun
Onlar ki, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler.
Ya beni israilezküru ni'metiyelleti en'amtü aleyküm ve enni faddaltüküm alel alemin
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve vaktiyle sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Vetteku yevmel la teczi nefsün an nefsin şey'ev ve la yukbelü minha şefaatüv ve la yü'hazü minha adlüv ve la hüm yünsarun
Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz.
Ve iz necceynaküm min ali fir'avneyesumuneküm suel azabi yüzebbihune ebnaeküm ve yestahyune nisaeküm, ve fi zaliküm belaüm mir rabbiküm aziym
(Hem hatırlayın ki bir zaman) sizi Firavun ailesinden de kurtardık, (onlar) size azabın en kötüsünü reva görüyor, oğullarınızı boğazlıyor, kadınlarınızı sağ bırakıyorlardı. Ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
Ve iz ferakna bikümül bahra fe enceynaküm ve ağrakna ale fir'avne ve entüm tenzurun
Hani bir zamanlar sizin için denizi yarıp, sizi kurtardık da Firavun'un adamlarını suda boğduk, siz de bakıp duruyordunuz.
Veiz vaadna musa erbeiyne leyleten sümmettehaztümül icle mim ba'dihi ve entüm zalimun
Hani bir zamanlar Musa'ya kırk gecelik vaad verdik de sonra siz onun arkasından buzağıyı put edindiniz ve o halinizle zalimler idiniz.
Sümme afevna anküm mim ba'di zalike lealleküm teşkürun
Sonra yine de sizi affettik, artık şükretmeniz gerekiyordu.
Ve iz ateyna musel kitabe vel fürkane lealleküm teehtedun
Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
Ve iz kale musa li kavmihi ya kavmi inneküm zalemtüm enfüseküm bittihazikümül icle fe tubu ila bariiküm faktülu enfüseküm, zaliküm hayrul leküm inde bariiküm, fe tabe aleyküm, innehu hüvet tevvabür rahiym
Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm'dir.
Ve iz kultüm ya musa len nü'mine leke hatta nerallahe cehraten fe ehazetkümüs saikatü ve entüm tenzurun
Hani bir zamanlar "Ey Musa biz Allah'ı açıkça görmedikçe senin sözünle asla inanmayacağız." demiştiniz de bunun üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz de bakakalmıştınız.
Sümme beasnaküm mim ba'di mevtiküm lealleküm teşkürun
Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzün ardından yeniden diriltmiştik.
Ve zallelna aleykümül ğamame ve enzelna aleykümül menne ves selva, külu min tayyibati ma razaknaküm, ve ma zalemuna ve lakin kanu enfüsehüm yazlimun
Ve üstünüze o bulutu gölge yaptık, ve size ihsan ettiğimiz hoş rızıklardan yiyin, diye üzerinize kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Onlar, bize zulmetmediler, lakin kendi nefislerine zulmediyorlardı.
Ve iz kulnedhulu hazihil karyete fe külu minha haysü şi'tüm rağadev vedhulül babe süccedev ve kulu hittatün nağfirleküm hatayaküm, ve senezidül muhsinin
Hani bir zamanlar "Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız" dedik.
Fe beddellezine zalemu kavlen ğayrallezi kiyle lehüm fe enzelna alellezine zalemu riczem mines semai bi ma kanu yefsükun
Bunun üzerine o zulme devam edenler sözü değiştirdiler, onu kendilerine söylenildiğinden başka bir şekle soktular. Biz de kötülük yaptıkları için o zalimlere murdar bir azap indirdik.
Ve izisteska musa li kavmihi fe kulnadrib bi asakel hacer, fenfecerat minhüsneta aşrate ayna, kad alime küllü ünasim meşrabehüm, külu veşrabu mir rizkillahi ve la ta'sev fil erdi müfsidin
Hani bir zamanlar Musa, kavmi için su istemişti, biz de "asanla taşa vur!" demiştik, bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kısım insan kendi su alacağı yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyin.
Ve iz kultüm ya musa len nasbira ala taamiv vahidin fed'u lena rabbeke yuhric lena mimma tümbitül erdu mim bakliha ve kissaiha ve fumiha ve adesiha ve besaliha, kale e testebdilunellezi hüv edna billezi hüve hayr, ihbitu misran fe inne leküm ma seeltüm, ve duribet aleyhimüz zilletü vel meskenetü ve bau bi ğadabim minellah, zalike bi ennehüm kanu yekfürune bi ayatillahi ve yaktülunen nebiyyine bi ğayril hakk, zalike bi ma asav ve kanu ya'tedun
Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, kabağından, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.
İnnellezine amenu vellezine hadu ven nesara ves sabiine min amene billahi vel yevmil ahiri ve amile salihan fe lehüm ecruhüm inde rabbihim ,ve la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir.
Ve iz ehazna misakaküm ve rafa'na fevkakümüt tur , huzu ma ateynaküm bi kuvvetiv vezküru ma fihi lealleküm tettekun
Hani bir zamanlar sizden mîsak (sağlam bir söz) almıştık, Tur'u üstünüze kaldırıp demiştik ki; size verdiğimiz kitaba kuvvetle tutunun ve içindekilerden gafil olmayın, gerek ki, korunursunuz.
Sümme tevelleytüm mim ba'di zalik ,fe lev la fadlüllahi aleyküm ve rahmetühu leküntüm minel hasirin
Sonra verdiğiniz sözün arkasından yüz çevirdiniz, eğer üzerinizde Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasa idi herhalde zarara uğrayanlardan olurdunuz.
Ve le kad alimtümüllezina'tedev minküm fis sebti fe kulna lehüm kunu kiradeten hasiin
İçinizden cumartesi günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara "sefil maymunlar olun!" dedik.
Fe cealnaha nekalel li ma beyne yedeyha ve ma halfeha ve mev'izatel lil müttekiyn
Bu ibret dolu cezayı öncekilere ve sonrakilere bir ders, korunacaklara da bir nasihat, bir öğüt yaptık.
Ve iz kale musa li kavmihi innellahe ye'müruküm en tezbehu bekarah ,kalu etettehizüna hüzüva ,kale euzü billahi en ekune minel cahilin
Hani bir zamanlar Musa kavmine demişti ki Allah, size bir bakara (sığır) boğazlamanızı emrediyor. Onlar da "Sen bizimle eğleniyor, alay mı ediyorsun?" dediler. Musa da: "Böyle cahillerden biri olmaktan Allah'a sığınırım." dedi.
Kalüd'u lena rabbeke yübeyyil lena ma hi ,kale innehu yekulü inneha bekarütl la fariduv ve la bikr , avanüm beyne zalik , fef'alu ma tü'merun
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, her ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o ne pek yaşlı, ne de pek taze, ikisi arası dinç bir sığırdır, haydi emrolunduğunuz işi yapınız." dedi.
Kalüdu lena rabbeke yübeyyil lena ma levnüha ,kale innehu yekulü inneha bekaratün safraü fakiul levnüha tesürrün nazirin
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, rengi ne ise onu bize açıklasın." dediler. Musa, "Rabbim buyuruyor ki, o, bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır." dedi.
Kalüd'u lena rabbeke yübeyyil lena ma hiye innel bekara teşabehe aleyna, ve inna in şaellahü le mühtedun
Onlar, "Bizim için Rabbine dua et, o nedir bize iyice açıklasın, çünkü o bize biraz karışık geldi, bununla beraber Allah dilerse onu elbette buluruz." dediler.
Kale innehu yekulü inneha bekaratül la zelulün tüsirul erda ve la teskil hars, müsellemetül laşiyete fiha, kalül ane ci'te bil hakk, fe zebehuha ve ma kadu yef'alun
Musa, "Rabbim buyuruyor ki o, ne çifte koşulup tarla süren, ne de ekin sulayan, ne de salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır". Onlar da: "İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun." dediler. Nihayet onu bulup boğazladılar. Az kaldı yapmayacaklardı.
Ve iz kateltüm nefsen feddara'tüm fiha, vallahü muhricüm ma küntüm tektümun
Hani bir zamanlar siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmış ve onu üstünüzden atmıştınız, halbuki Allah, saklamış olduğunuzu açığa çıkaracaktı.
Fe kulnadribuhü bi ba'diha, kezalike yuhyillahül mevta ve yüriküm ayatihi lealleküm ta'kilun
İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınız.
Sümme kaset kulubüküm mim ba'di zalike fe hiye kel hicarati ev eşeddü kasveh, ve inne minel hicarati lema yetefecceru minhül enhar, ve inne minha lema yeşşekkaku fe yahrucü minhül ma', ve inne minha lema yehbitu min haşyetillah, vemallahü bi ğafilin amma ta'melun
Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor... Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildir.
E fetatmeune ey yü'minu leküm ve kad kane ferikum minhüm yesmeune kelamellahi sümme yüharrifunehu mim ba'di ma akaluhü ve hüm ya'lemun
Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.
Ve iza leküllezine amenu kalu amenna, ve iza hala ba'duhüm ila ba'din kalu etühaddisunehüm bi ma fetehallahü aleyküm li yühaccuküm bihi inde rabbiküm, e fe la ta'kilun
Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.
E ve la ya'lemune ennellahe ya'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun
Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse Allah hepsini bilir.
Ve minhüm ümmiyyune la ya'lemunel kitabe illa emaniyye ve in hüm illa yezunnun
Bunların bir de ümmî (okuma yazması olmayan) kısmı vardır, kitabı bilmezler, ancak birtakım kuruntu yığınına, boş saplantılara kapılır ve zan içinde dolaşır dururlar.
Fe veylül lillezine yektübunel kitabe bi eydihim sümme yekulunel kitabe bi eydihim sümme yekulune haza min indillahi li yeşteru bihi semenen kalila, fe veylül lehüm mimma ketebet eydihim ve veylül lehüm mimma yeksibun
Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için "Bu Allah katındandır." derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!..
Ve kalu len temessenen naru illa eyyamem ma'dudeh, kul ettehaztüm indellahi ahden fe ley yuhlifellahü ahdehu em tekulune alellahi ma la ta'lemun
Bir de dediler ki: "Bize sayılı birkaç günden başka asla ateş azabı dokunmaz". De ki; "Siz Allah'dan bir ahit mi aldınız? Böyle ise Allah sözünden dönmez. Yoksa siz Allah'a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"
Bela men kesebe seyyietev ve ehatat bihi hatiy'etühu fe ulaike ashabün nar, hüm fiha halidun
Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar.
Vellezine amenu ve amilus salihati ülaike ashabül cenneh, hüm fiha halidun
İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar.
Ve iz ehazna misaka beni israile la ta'büdune illellahe ve bil valideyni ihsanev ve izl kurba vel yetam vel mesakini ve kulu lin nasi husnev ve ekiymus salate ve atüz zekah, sümme tevelleytüm ila kalilem minküm ve entüm mu'ridun
Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, ana-babaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.
Ve iz ehazna misakaküm la tesfikune dimaeküm ve la tuhricune enfüseküm min diyariküm sümme akrartüm ve entüm teşhedun
Yine bir zamanlar mîsakınızı almıştık; birbirinizin kanlarını dökmeyeceksiniz, nüfusunuzu diyarınızdan çıkarmıyacaksınız. Sonra siz buna ikrar da verdiniz ve ikrarınıza şahit de oldunuz.
Sümme entüm haülai taktülune enfüseküm ve tuhricune ferikam minküm min diyarihim tezaherune aleyhim bil ismi vel udvan, ve iy ye'tuküm üsara tüfaduhüm ve hüve muharramün aleyküm ihracühüm, e fe tü'minune bi badil kitabi ve tekfürune bi ba'd, fe ma cezaü mey yef'alü zalike minküm illa hizyün fil hayatid dünya, ve yevmel kiyameti yüraddune ila eşeddil azab, vemallahü bi ğafilin amma ta'melun
Sonra sizler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz. Halbuki yurtlarından çıkarılmaları size haram kılınmış idi. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu halde içinizden böyle yapanlar, netice olarak dünya hayatında perişanlıktan başka ne kazanırlar, kıyamet gününde de en şiddetli azaba uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Ülaikellezineşteravül hayated dünya bil ahirati fe la yuhaffefü anhümül azabü ve la hüm yünsarun
Bunlar ahireti, dünya hayatına satmış kimselerdir. Onun için bunlardan azap hafifletilmez ve kendilerine bir yerden yardım da gelmez.
Ve le kad ateyna musel kitabe ve kaffeyna mim ba'dihi bir rusüli ve ateyna iysebne meryemel beyyinati ve eyyednahü bi ruhil kudüs, e fe küllema caeküm rasulüm bima la tehva enfüsükümüstekbartüm, fe ferikan kezzebtüm ve ferikan taktülun
Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'l-Kudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?
Ve kalu kulubüna ğulf, bel leanehümüllahü bi küfrihim fe kalilem ma yü'minun
(Yahudiler, peygamberimize karşı alaylı bir ifade ile): "Bizim kalblerimiz kılıflıdır." dediler. Bilakis Allah, onları kâfirlikleri yüzünden lanetledi. Bundan dolayı çok az imana gelirler.
Ve lemma caehüm kitabüm min indillahi müsaddikul lima mealhüm ve kanu min kablü yesteftihune alellezine keferu, fe lemma caehüm ma arafu keferu bihi fe la'netüllahi alel kafirin
Yanlarındakini tasdik etmek üzere onlara Allah katından bir kitap gelince, daha önceleri inanmayanlara karşı onunla yardım isteyip durdukları halde, o tanıdıkları kendilerine gelince, bu sefer kendileri onu inkâr ettiler. İşte bundan dolayı Allah'ın laneti kâfirleredir.
Bi'semeşterav bihi enfüsehüm ey yekfüru bi ma enzelellahü bağyen ey yünezzilellahü min fadlihi ala mey yeşaü min ibadih, fe bau bi ğadabin ala ğadab, ve lil kafirine azabüm mühin
Ne kadar çirkindir o uğruna kendilerini sattıkları şey ki; Allah'ın kullarından dilediğine kendi lütuf ve kereminden vahiy indirmesine kafa tutarak, Allah ne indirdiyse hepsini inkâr ettiler. İşte bu yüzden de gazap üstüne gazaba uğradılar. Can yakıcı azap asıl kâfirler içindir.
Ve iza kiyle lehüm aminu bi ma enzelellahü kalu nü'minü bima ünzile aleyna ve yekfürune bi ma veraehu ve hüvel hakku müsaddikal lima meahüm, kul fe lime taktülune embiyaellahi min kablü in küntüm mü'minin
Onlara, "Allah ne indirdiyse ona iman edin." denildiği zaman, onlar "Biz kendimize indirilene iman ederiz." derler ve ondan başkasını inkâr ederler. Oysa yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden gerçek vahiy odur. Onlara de ki; "Peki madem gerçek mümin sizsiniz de ne diye daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?
Ve le kad caeküm musa bil beyyinati sümmettehaztümül icle mim ba'dihi ve entüm zalimnu
Celâlim hakkı için Musa size belgelerle gelmişti de onun arkasından tuttunuz o buzağıya taptınız. Siz işte o zâlimlersiniz.
Ve iz ehazna misakaküm ve rafa'na fevkakümüt tur, huzu ma ateynaküm bi kuvvetiv vesmeu, kalu semi'na ve asayna ve üşribu fi kulubihimül icle bi küfrihimv kul bi'sema ye'müruküm bihi imanüküm in küntüm mü'minin
Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, "Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!

Sayfalar